Hindistan’a ilk defa 2004 yılında gittim. Bolca video görüntüm olmasına karşın film makinamı bisikletli rikşada unutunca sadece 5 makara filmle döndüm. Geri geldiğimde bir daha gideceğime neredeyse emindim...
Hindistan keşfedilmeyi bekleyen yönleriyle defalarca çağırır sizi. Bu tezatlar ülkesi, ‘’Hindistan yavaştan kendini sevdirir.’’ (Mazhar’ın bu sözleri Teoman’ın sayesinde yolculuğun sloganı oldu) Biz oradayken Steve McCuryy’nin Haridwar’da olduğuna dair bilgiler ulaştı ve yanlış anımsamıyorsam 50 defadan fazla gelmişti bu topraklara.
Hindistan’ı ilk defa fotoğraflamak haz verici ve kolaydır. Her an, her insan ilginçtir, ışık ve renklere karşı koyamazsınız, gözünüz bayram eder... Ama göz alıştıkça iş zorlaşır, gözün yanında mantık, akıl, duygular da harekete geçer, fazla bilgi yorar. En azından benim için öyle oldu ve bu gidişimde aklım çok karıştı, tutuldum kaldım. Tutukluğumu her saniye deklanşöre basarak atmaya çalıştığımda ise yanlış bir şey yaptığım düşüncesine kapıldım. Yine de renklerin ve ışığın peşinde koşmaktan vazgeçmedim. Ama bir kararsızlık ve huzursuzluk bütün yolculuk boyunca yokladı her fotoğrafta. Hindistan’ı ve insanlarını anlayabilmek için kimi zaman bu gelgitlerin olumlu etkileri oldu. Ancak kimi zaman da fotoğraftan çok sadece olan bitene yoğunlaşmama sebep olduğu için de olumsuz etkileri... Hindistan’da hem etrafınızda yaşanananları anlayabilmek, algılayabilmek, hem de iyi fotoğrafı yakalayabilmek kolay değil bence. Benim gibi iki amacı aynı anda hedeflerseniz eksik kalan bir yanı mutlaka olacaktır. O yüzden Hindistan’ a üçüncü defa mutlaka gideceğim, bundan eminim...
40 Renk Fotoğraf Projesi’nin birinci rengi Hindistan yolculuğunda bize mükemmel bir şekilde rehberlik eden, koruyup kollayan, Hindistan’ın belki de en iyi yerli rehberi Sanjay’ı bulan, vegetable Teoman Cimit’e, mağarada büyük ekranında fotoğraflarını görüp ''aynı yerdeydik ama ben niye göremedim'' diye hayıflanıp durduğum, yolculuk boyunca açılarını ve ışığını takip ettiğimiz fotoğraf eğitmenimiz Ali Baba’ya, bu fikri oluşturan Koptur’a ve uyumlu, neşeli ve paylaşımcı ekibimize çok teşekkür ederim. http://www.dunyaninrenkleri.com/koptr/dr-hindistan-fotograf-2010.asp
Gezinin başından beri Hindistan fotoğraflarımı çeşitli konu başlıkları altında sunmak istedim. Dolayısıyla hem bilgileri toparlamak hem de fotoğrafları konumlandırmak biraz zaman alıyor. İlk seri Hindistan’daki taşıt ve insan ilişkisi üzerine olacak.
Şimdilik ‘’Anlamlar’’ serisindeki ilk fotoğrafım ‘’Namaste’’
Namaste: Hindistan’da dile, dine, etnik kökene bakılmaksızın her kapıyı açan sihirli sözcük. Namo saygı, Aste göstermek anlamına gelir. İki eli birleştirdiğinizde herşeyi kucakladığınız ve kol altlarını havada tuttuğunuzda da herşeyim ortada demek istersiniz. Parmaklar kalbe sevgi, eller başa saygı yollar. (Bilgiler Bülent Demirdurak’ın Hindistan isimli kitabından alınmıştır.)
Kumbh Mela Festivali – Haridwar Hindistan
Mart 2010
fotoğraf© Ilgın Erarslan Yanmaz
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder